5. Otomotiv Ar-Ge Proje Pazarı ve Komponent Tasarım Yarışması etkinliği, TÜBİTAK MAM TÜSSİDE'nin Gebze Yerleşkesi'nde düzenlendi. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçılar Birliği (OİB) tarafından Ekonomi Bakanlığının desteği ve Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin koordinatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğin açılığında konuşma yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, yerli otomobil projesine de değindi.

Türk Otomobili Geliştirme Projesi’nde önemli bir mesafe aldıklarını söyleyen Bakan Işık, projenin başlatılmasının ekonomik ve rasyonel bir ihtiyaç olduğuna değindi. Işık sözlerine şu şekilde devam etti: "Türkiye'nin en başarılı olduğu sektörlerin başında otomotiv geliyor. Üretimde sahip olduğumuz başarı, ülkemizin nüfusu, gelir seviyemizin yükselmesi, iç ve dış pazar imkanlarımızın çeşitliliği gibi faktörleri yan yana koyduğumuzda, sektörde milli bir markaya olan ihtiyaç, zaten ayan beyan ortadadır. Ancak, Türk Otomobili Projesi, sadece otomotiv sektöründe bir milli marka oluşturmak için yürütülen bir proje değildir. Biz öyle bir otomobil yapacağız ki dünyanın her yerinde satılabilecek, talep edilecek.”

Işık sözlerine, “"Evet, bu projenin çıktılarından biri olarak, Türk markası altında otomobiller üreteceğiz. Ancak bu projenin esas çıktısı, hayatın her alanına dokunacak yeni teknolojiler olacaktır. Türk otomobili, üniversitelerimizin ve sanayimizin inovasyon gücünü hayata geçirecek, tetikleyecek ve ülkemizi küresel rekabette söz sahibi yapacak bir projedir. Otomobilimiz, yeni teknolojiler geliştirmek için adeta bir platform işlevi görecektir.” diye devam etti.

Daha önce de yaptığı bir konuşmada günümüzde kullanılan araç parçalarının yüzde 70’inin ilerleyen yıllarda kullanılmayacağına değinen Işık, bundan 15 yıl sonra bir aracın maliyetinin yarısını otomotiv elektroniği ve yazılımın oluşturacağının altını çizdi.

TÜBİTAK’ta geliştirilen batarya teknolojilerinin Türk otomobilin kullanılacağına değinen Bakan Işık, “Bu araç, 2 liralık şarj maliyetiyle, büyük şehir trafiğinde 100 kilometre yol yapabilecek. Şehirler arası yolculuklarda ise arabadaki küçük jeneratör devreye girerek bataryayı şarj edecek. Yani şarjı istasyonda değil de aracımızda taşıyacağız. Bunun anlamı şu, 20 litrelik yakıtla bin kilometre mesafeyi katedeceğiz. Bunun anlamı, şu anda yakıt tasarrufu en yüksek olan aracın bile yarısından daha az yakıtla aynı mesafeyi gitmiş olacağız.” dedi.

Araç teknolojilerine de değinen Işık sözlerine şöyle devam etti, “Yerli otomobil otonom sistemine sahip olacak. Gerçek zamanlı işletim sistemi uygulanarak aracın güvenli kontrolüne ilişkin avantaj sağlayacak. Yol sürüşü, araç ekipmanları ve sürücü kullanımına göre anlık ayarlanacak. Sensör ve diğer araçlarla iletişim olacak. Örneğin öndeki araca yaklaştığınızda, sizin aracınız öndeki aracın hızını artırmasını isteyebilecek. Bu iletişim saliseler içinde cereyan edecek. Türk otomobilini bu tür özelliklerle zenginleştireceğiz. Çok farklı ve yeni bir araç, adeta Türk otomobili dört tekerlekli yürüyen bir bilgisayar olacak.“

Işık, otomotivde gelecekte yaşanacak gelişmelere ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Üretim ve satışlar gelişmekte olan ülkelere kayacak. Bu durum Türkiye için avantaj olabilir. Gelişmiş ülkeler de ileri teknoloji gerektiren alanlara kayacak. Avrupa’da satılan her beş otodan biri elektrikli olacak. Gelişmiş ülkelerdeki otomobil-sürücü ilişkisi dünyaya yayılacak. Araç ağırlığını azaltma başlıca Ar-Ge alanı olacak. Günümüzde araçlarda kullanılan malzemelerin yüzde 70’i gelecekte kullanılmayacak. Bu tür gelişmeler, Türkiye için tehdit de fırsat da olabilir. Hem ana hem yan sanayiyi bu değişime hazırlarsak, Türkiye olarak çok kazanç elde ederiz.

Bütçe yüzde 3’e çekilmeli

Açılış konuşmasını yapan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu, Ar-Ge Proje Pazarı ve Komponent Tasarım Yarışması’nın Türkiye’nin 2023 vizyonuna hizmet edeceğini ve otomotiv endüstrisinin gelişiminde önemli rol oynayacağını söyledi. Türkiye’de Ar-Ge, tasarım ve inovasyon çalışmalarının geç başlamış olmasına rağmen son 10 yılda hızlı yol alındığını belirten Sabuncu, dünyadaki ilk 10 ekonomi arasına girmek ve kişi başı milli geliri 25 bin dolar üzerine çıkarmak için bu alanlara ayrılacak bütçenin yüzde 3’e çekilmesi gerektiğine dikkat çekti. Sabuncu, “Ortalama olarak her 7 bin fikrin sadece 1’i uygulamaya geçmekte olup, bu nedenle bu yolda sabırla ilerlememiz gerekiyor. Ar-Ge ve İnovasyona yapılan yatırımlar toplamda muhakkak geri dönüşü olan yatırımlardır. Bu konuda bir dönüşüm yapılması gerekir. Araştırma kuruluşları, üniversiteler ve özel kuruluşlar proje, ekip ve konu bazında desteklenmelidir” diye konuştu.